16 Aralık 2012 Pazar

Oyun

Soğukluğu yüz kesen bi' aralık akşamı.Balkondan sokağı seyrediyorum.
Belki annemin seneler önce yaptığı gibi.Belki yapmamıştır.Yine de düşünüyorum.
Bahçe duvarına bakıyorum.Evleri sokaktan ayıran,hayatınızı diğer şeylerden ayıran tüm diğer araçlar gibi,belki en küçük ve masumu.
Henüz çocukken burda geçirdiğim anlarımı anımsıyorum,duvarın o zamanki çeşitli midye kabukları ve taş parçacıklı formunu.
İki katlı bu ev, o zaman bana çok büyük ve korunaklı geliyor,apartmanlarla çevrili bu halini düşününce oldukça küçük aslında.



Çok fazla sokağa inebilen bir çocuk olmadığımı hatırlıyorum, çalışan anne babaların aşırı korumacı ve steril bir çocukluğuydu belki de yaşadığım, anneanne babaanne ve dedeleriyle bir ölçüde renklenen.
Sokaktaki nadir anlarımdan genelde en sık hatırladığım midye kabuklu ve deniz kumlu yosun tutmuş o bahçe duvarında düşüncelere daldığım o anlar, kaç yaşlarında olduğumu anımsayamıyorum belki dört ya da beş.
Karşımızdaki iki katlı evin üst katında Ömür Abla oturuyor ailesiyle, sokağımız iki katlı evlerle dolu o zamanlar, bir tek yanımızda bir apartman var,orada tiyatrocu bir aile yaşıyor,pek önemsemiyorum o zamanlar,alt katlarında Ezgi oturuyor,belki adı Ezgi değil hatırlayamıyorum,ona Ezgi demeyi sevdiğimi farkediyorum.
Ezgi benden iki yaş büyük olmalı, okula gittiğini hatırlıyorum, bir sürü kitabı var ve bir de dünya maketi. Bazen onlara gidiyorum. Oynamama izin veriyor, boya kalemleri ve kitapları var başka şeyleri de var ama benim ilgimi en çok bunlar çekiyor. 
Dünyanın ne kadar büyük olduğunu farkediyorum o zamanlar, bilmem gereken ne kadar çok şey olduğunu, küçüklüğüm daha da küçülüyor böylece. 
Ben de okula gitmek istiyorum galiba.
En büyük hayalim 26 yaşında olmak o zamanlarda, ismim Yelda ya da Melda oluyor ve çalışıyorum, Çalışan özgür bir kız olmanın hayalini kuruyorum. En sık oynadığım oyun bu o zamanlar, kalem kutusunu telefon yapıyor, kendi kendime telefon ediyor kendi kendime telefon bağlıyorum. Melda ya da Yelda Hanım olmanın tadını çıkarıyorum oyunlarımda.
Yaşadığım hayatı, sadece adım Yelda ya da Melda olmaksızın, 
yirmi bir sene önce planladığımı düşününce buz gibi oluyorum. 

Henüz o yaşta bir çocuğun bu hayale sahip olmasını anlayamıyorum,
   beş yaşımdaki hayalimdeki o koca aklımla, susuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder